Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ile Hz. Hatice’nin (s.a.) 10 Rebîülevvel’de gerçekleşen evlilik yıldönümü münasebetiyle yapılan tarihî kaynak incelemeleri, Hz. Hatice’nin (s.a.) evlendiği sıradaki yaşı ve daha önce evlenip evlenmediği konusunda farklı görüşlerin bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca yaygın kabul gören bazı bilgilerin tarihî deliller açısından tartışmalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu yazımızda ayrıntılı olarak şu konular ele alınacaktır:
• Resûlullah (s.a.a.) ile Hz. Hatice’nin (s.a.) evliliği – 10 Rebîülevvel
• Hz. Hatice (s.a.) kimdir?
• Evlendikleri sırada Hz. Peygamber (s.a.a.) ile Hz. Hatice (s.a.) arasındaki yaş farkı ne kadardı?
• Hz. Hatice (s.a.), Resûlullah (s.a.a.) ile evlenmeden önce daha önce evlenmiş miydi?
Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) Hz. Hatice (s.a.) ile evliliği ve onların hayatlarının çeşitli dönemleri, özellikle çocuklarıyla ilgili meseleler oldukça geniş kapsamlı bir araştırma konusudur. Hz. Hatice’nin (s.a.) Resûlullah (s.a.a.) ile evlendiğinde 40 yaşında olduğu veya daha önce evlilikler yaptığı şeklindeki yaygın kabullerin, hiçbir şekilde güçlü ve tartışmasız tarihî delillerle doğrulanmadığı görülmektedir. Bunlar, bazı ilmî olmayan sebeplerle yaygınlaşmış tarihî görüşlerden ibarettir ve ayrıntılı tarih araştırmaları karşısında yeterince sağlam görünmemektedir.
Son dönemlerin araştırmacılarından Allâme Cafer Murtaza Âmilî, değerli eseri “es-Sahîhu min Sîreti’n-Nebiyyi’l-A‘zam” adlı çalışmasında, Hz. Peygamber (s.a.a.) ile Hz. Hatice (s.a.) arasındaki yaş farkının oldukça az olduğunu ve Hz. Hatice’nin (s.a.) Resûlullah (s.a.a.) ile evlenmeden önce başka biriyle evlenmediğini gösteren çok sayıda delil ve karine ortaya koymaktadır. Bu delil ve araştırmalar, aralarında Ayetullah Mekârim Şîrâzî’nin de bulunduğu birçok Şiî âlim ve merci tarafından da kabul edilmiştir.
İslam tarihinin merkezinde Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a.) bulunduğundan, onun hayatının çeşitli dönemleri ve davranışları tarih boyunca araştırmacıların ve tarihçilerin ilgisini çekmiştir. Bu önemli dönemlerden biri de onun Hatice bint Huveylid ile evliliğidir. Bu kutsal evliliğin yıldönümü 10 Rebîülevvel’dir.
Hz. Hatice (s.a.) kimdir?
Hz. Hatice (s.a.), Kureyş kabilesine mensup Huveylid b. Esed’in kızı, Fâtıma bint Zâide’nin kızıdır.[1] Doğum yılı ve evlendiği sıradaki yaşı hakkında ilerleyen bölümlerde bazı değerlendirmeler yapılacaktır.
Tarihî kaynaklar, Hz. Hatice’nin (s.a.) İslam öncesi hayatı hakkında çok fazla bilgi vermemektedir. Ancak kaynakların neredeyse tamamı bir konuda hemfikirdir: Hz. Hatice, güzel bir şöhrete, yüksek bir itibara ve soylu bir nesebe sahip, aynı zamanda zengin bir kadındı. Sahip olduğu servetle ticaret yapıyor; sermayesini ortaklık yoluyla veya insanları çalıştırarak ticari faaliyetlerde değerlendiriyordu.[3]
Kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Hz. Peygamber’e (s.a.a.) evlilik teklifini yapan kişi Hz. Hatice (s.a.) olmuştur. Bu teklif, Hz. Hatice’nin Hz. Muhammed’in (s.a.a.) doğruluğunu, dürüstlüğünü, güvenilirliğini, güzel ahlakını ve keremini yakından tanımasının ardından gerçekleşmiştir.
Hz. Hatice, Hz. Muhammed’i (s.a.v.) ticaret mallarının başına güvenilir kişi olarak görevlendirmişti. Resûlullah’ın (s.a.v.) Şam’a yaptığı ticaret yolculuğundan dönmesinin ardından, Hz. Hatice’nin kölesi Meysere aracılığıyla onun üstün özellikleri hakkında bilgi sahibi oldu.[4]
Hz. Hatice’nin (s.a.) Resûlullah (s.a.a.) nezdindeki özel konumuna dair, onun vefatından yıllar sonra dahi devam eden çok sayıda rivayet bulunmaktadır.
Kaynaklarda Hz. Hatice’nin, Peygamber’in (s.a.a.) en iyi ve en doğru sözlü yardımcısı, danışmanı ve huzur kaynağı olduğu belirtilmektedir.[5]
Hz. Peygamber (s.a.a.), Hz. Hatice’nin vefatından yıllar sonra dahi onu hatırlamaya devam etmiş ve onun eşsizliğini şu sözlerle ifade etmiştir:
“Allah bana ondan daha hayırlı bir eş nasip etmedi. İnsanlar beni yalanladığında o beni doğruladı; insanlar beni yalnız bıraktığında o bana yardım etti; insanlar mallarını benden esirgediğinde o malını benim hizmetime sundu.”[6]
Hz. Peygamber (s.a.a.) ile Hz. Hatice (s.a.) arasındaki yaş farkı ne kadardı?
Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) Hz. Hatice (s.a.) ile evliliği hakkında tartışılan konulardan biri de evlendikleri sıradaki yaşlarıdır.
Hz. Peygamber’in (s.a.a.) yaşı hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Bazı rivayetlerde evlendiğinde 23 yaşında,[7] bazılarında 25 yaşında,[8] bazılarında 28 yaşında[9] ve bazı rivayetlerde ise 30 yaşında olduğu belirtilmiştir.[10]
Hz. Hatice’nin (s.a.) yaşı konusunda ise görüş ayrılıkları daha fazladır. Onun yaşı hakkında verilen rakamlar 25 ile 46 arasında değişmektedir. Önemli olan nokta şudur ki tarihçilerin çoğu 28 yaşında olduğu görüşünü kabul etmiştir.[11]
Bununla birlikte, şüpheli ve olağan dışı bir süreç sonucunda, onun 40 yaşında olduğu görüşü yaygın hâle gelmiştir.[12]
Dördüncü yüzyılda yaşamış meşhur Sünnî hadis âlimi Beyhakî, Hz. Hatice (s.a.) hakkında iki ayrı ifade kullanmaktadır. Bu iki ifade birlikte değerlendirildiğinde, onun Hz. Peygamber (s.a.a.) ile 25 yaşında evlendiği sonucuna ulaşılabilir.
Beyhakî bir yerde Hz. Hatice’nin 50 yaşında vefat ettiğini yazmaktadır.[13] Başka bir yerde ise Hz. Peygamber’in (s.a.a.), Hz. Hatice ile bi‘setten 15 yıl önce evlendiğini belirtmektedir.[14]
Tarihî kaynakların çoğu Hz. Hatice’nin vefatını bi‘setin 10. yılı olarak kabul etmektedir.[15] Bu bilgiler, onun yaşı, bi‘set tarihi ve vefatı birlikte değerlendirilerek ele alındığında, Beyhakî’nin görüşüne göre Hz. Hatice’nin Resûlullah (s.a.a.) ile evlendiğinde 25 yaşında olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Beyhakî dışında, İbn Kesîr de bu görüşü daha güçlü görüş olarak kabul etmiş[16] ve Kâdı Eberkuh da kitabında bunu görüşlerin en meşhuru olarak nitelendirmiştir.[17]
Bununla birlikte araştırmacıların ve tarihçilerin çoğu, Hz. Hatice’nin (s.a.) Hz. Peygamber (s.a.a.) ile evlendiğinde 28 yaşında olduğunu kabul etmektedir.
“Şezerâtü’z-Zeheb” adlı eserin yazarı, “Birçok kişi onun yaşının 28 olmasını tercih etmektedir” demektedir.[18]
İbn Asâkir ve merhum İrbilî de İbn Abbas’tan naklen Hz. Hatice’nin Resûlullah (s.a.a.) ile evlendiğinde 28 yaşında olduğunu belirtmektedir.[19]
Merhum İrbilî, başka bir rivayette de İbn Hammâd’dan naklen Hz. Hatice’nin evlilik sırasındaki yaşını 28 olarak vermektedir.[20]
Daha önce belirttiğimiz gibi, Hz. Hatice’nin Resûlullah (s.a.a.) ile evlendiğinde 40 yaşında olduğu görüşü bazı tarihçiler tarafından aktarılmıştır. Bu görüş esas alındığında, Hz. Hatice’nin bi‘setin 10. yılında vefat ettiği kabul edilirse, vefat ettiğinde 65 yaşında olması gerekir.
Ancak İbn Abdülberr[21] ve İbnü’l-Esîr[22] gibi hadis ve tarih âlimleri bu görüşü çok zayıf kabul etmektedir.
Bütün bu tartışmaların ardından ulaşılabilecek genel sonuç şudur:
Hz. Hatice’nin (s.a.) Hz. Peygamber (s.a.a.) ile evlendiğinde 40 yaşında olduğu şeklindeki, sonradan yaygın görüş hâline gelen bilgiyi kolayca kabul etmek mümkün değildir. Aksine, mevcut deliller onun Hz. Peygamber ile arasındaki yaş farkının oldukça az olduğunu göstermektedir.
Hz. Hatice (s.a.), Resûlullah (s.a.a.) ile evlenmeden önce evlenmiş miydi?
Hz. Peygamber (s.a.a.) ile Hz. Hatice’nin (s.a.) evliliği gündeme geldiğinde tartışılan bir diğer önemli konu da Hz. Hatice’nin daha önce başka biriyle evlenip evlenmediğidir.
Hz. Hatice’nin, Resûlullah (s.a.v.) ile evlenmeden önce iki kez evlendiği ve önceki eşlerinden çocuk sahibi olduğu şeklindeki yaygın iddia ciddi biçimde tartışmalıdır ve bu konuda önemli belirsizlikler bulunmaktadır.[23]
Birinci nokta: İbn Şehrâşûb’dan nakledildiğine göre Ahmed b. Belâzurî, Ebü’l-Kâsım Kûfî, Seyyid Murtazâ “eş-Şâfî” adlı eserlerinde ve Şeyh Tûsî de “Telhîsu’ş-Şâfî” adlı eserinde, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) Hz. Hatice ile evlendiğinde onun bakire olduğunu belirtmişlerdir.
İbn Şehrâşûb ayrıca bu görüşün “el-Envâr” ve “el-Bida‘” adlı eserlerde de vurgulandığını nakletmektedir.[24]
Öyleyse bu kadar önemli âlimlerin görüşlerini kolayca bir kenara bırakıp, Hz. Hatice’nin Resûlullah’tan önce başka biriyle evlendiğini söylemek mümkün müdür?
İkinci nokta: Hz. Hatice’nin daha önce evlendiğini kabul eden kaynaklara göre, ilk olarak Atîk b. Âiz b. Abdullah b. Ömer b. Mahzûm ile evlenmiş ve ondan bir kız çocuğu olmuştur. Atîk’in vefatından sonra ise Ebû Hâle en-Nebâş b. Zürâre isimli Temîm kabilesinden, Benî Abdüddâr’ın müttefiklerinden olan bir kişiyle evlenmiştir.[25]
Şimdi şu noktayı dikkate alalım:
Ebü’l-Kâsım Kûfî, halkın geneliyle ilim ehlinin görüşlerinin ve tarihçilerin nakillerinin ortak anlamından, Kureyş’in ileri gelenlerinden ve soylularından Hz. Hatice’ye talip olmayan hiç kimsenin kalmadığının anlaşıldığını nakletmektedir.
Buna göre Hz. Hatice, Resûlullah (s.a.a.) ile evlenince Kureyş kadınları ona öfkelenmiş ve onunla ilişkilerini kesmişlerdir. Hz. Hatice’ye şöyle demişlerdir:
“Kabilenin ileri gelenleri ve soyluları senden evlenmek istediler; fakat sen onları kabul etmedin ve geri çevirdin. Şimdi ise Ebû Tâlib’in yetimi, fakir ve yoksul biri olan Muhammed ile evlendin?”
Burada şu soru ortaya çıkmaktadır:
Bütün zengin ve soylu taliplerini reddeden Hz. Hatice, nasıl olur da Kureyş’in ileri gelenlerinden daha üstün görerek Temîm kabilesinden sıradan bir kişi olan Nebâş b. Zürâre ve Mahzûm kabilesinden Atîk b. Âiz ile evlenmiş olabilir?[26]
Eğer şöyle bir itiraz ileri sürülürse:
“Hz. Hatice’nin evlendiğinde 25 veya 28 yaşında olduğunu kabul edersek, bir kızın bu yaşa kadar gelmesi ve babasının onu evlenmeye zorlamamış olması nasıl mümkün olabilir?”
Buna şu şekilde cevap verilmektedir:
Öncelikle Hz. Hatice’nin babası Ficâr Savaşı’ndan önce vefat etmişti.[27] Dolayısıyla babasının onu evlenmeye zorlaması mümkün değildi.
Babasından sonra onun sorumluluğunu üstlenen amcasının da babanın sahip olduğu otoriteye sahip olmadığı açıktır.
Öte yandan, cahiliye dönemi gibi bir dönemde bile, soyluluğu ve iffeti sebebiyle “Tâhire” (temiz ve iffetli kadın) ve “Kureyş’in hanımefendisi” olarak tanınan şerefli ve iffetli bir kadının, kendisine uygun, olgun, faziletli ve ideal erkeği buluncaya kadar evliliği beklemesi bir kusur değildir.[28]
Hz. Hatice’nin önceki eşleri ve ona nispet edilen çocuklar hakkındaki tarihî belirsizlikler
Hz. Hatice’nin Resûlullah (s.a.a.) ile evlenmeden önce başka erkeklerle evlendiği iddiasıyla ilgili dikkat çekici bir diğer konu, önceki eşlerinden çocuklarının olduğunun rivayet edilmesidir.
Bu çocuklardan biri olarak “Hind” isimli bir çocuk zikredilmektedir.
Ancak “Hind” adlı bu kişinin gerçekten var olup olmadığı konusunda araştırmacılar ve tarihçiler arasında bir görüş birliği bulunmamaktadır. Üstelik onun erkek mi yoksa kadın mı olduğu konusunda bile ihtilaf vardır.
Hind’in babasının kim olduğu konusunda da farklı görüşler bulunmaktadır:
• Babası gerçekten Ebû Hâle, yani Nebâş b. Zürâre miydi?
• Yoksa adı Zürâre b. Nebâş mıydı?
• Babasının kendi adı da Hind miydi?
• Yoksa adı Mâlik miydi?
• Ebû Hâle gerçekten Atîk’ten sonra mı Hz. Hatice ile evlenmişti?
• Yoksa Atîk’ten önce evlenmiş olma ihtimali de araştırılmalı mıdır?
• Ebû Hâle, Hz. Peygamber’in sahabesi miydi?
• Bu çocuğun kesin olarak Ebû Hâle’den olduğu söylenebilir mi?
• Yoksa Atîk’ten doğmuş olabileceği ihtimali de dikkate alınmalı mıdır?
• Eğer Hind, Atîk’in çocuğuysa kız; Ebû Hâle’nin çocuğuysa erkek miydi?
• Son olarak Hind, Cemel Savaşı’nda mı öldü, yoksa Basra’da veba salgını çıktıktan sonra mı vefat etti?[29]
Hz. Hatice’nin kesin olarak evlendiğini ve Hind isimli bir çocuğunun bulunduğunu savunanlar, bu kadar ciddi belirsizlikleri nasıl göz ardı edebilirler?
Hz. Hatice’nin Resûlullah’tan (s.a.a.) başka biriyle evlenmediği görüşü kabul edildiğinde, tarihî kaynaklarda ona nispet edilen bazı çocuklar, örneğin Zeyneb ve Rukıyye isimli kızlar hakkında da birtakım değerlendirmeler yapılması gerekir.
Örneğin tarihçi İbnü’l-Esîr, Zeyneb’in Hz. Hatice’nin kızı değil, “Hâle” isimli kız kardeşinin kızı olduğunu söylemektedir.[30]
Ayrıca şu rivayetlerin de göz önünde bulundurulması gerekir:
Hâle’nin, Mahzûm kabilesinden bir erkekle evlendiği ve ondan bir kız çocuğu olduğu; bu çocuğa da annesinin adı olan Hâle isminin verildiği aktarılmaktadır.
Daha sonra kocasının ölmesi veya boşanmaları nedeniyle Hâle (anne), Ebû Hind isimli Temîm kabilesinden bir erkekle evlenmiş ve ondan da Hind isimli bir çocuk dünyaya gelmiştir.
Bu Temîmli adamın başka bir eşi de vardı. Bu eşinden Zeyneb ve Rukıyye adlı iki çocuk dünyaya gelmiştir.
Bir süre sonra bu Temîmli adam ve onun eşi vefat etmişlerdir. O adamın kızı Hind de vefat eden babasının kabilesine ve akrabalarına katılmıştır.[31]
Böylece Hâle (anne), onun kızı olan ve adı yine Hâle olan çocuk ile üvey kardeşleri Zeyneb ve Rukıyye yalnız kalmıştır.
Hz. Hatice onları kendi yanına almıştır. Hâle (anne), Hz. Peygamber’in (s.a.a.) Hz. Hatice ile evlenmesinden sonra vefat etmiş ve bu çocuklar Hz. Hatice’nin yanında kalmıştır.
Ancak bu iki çocuk Hz. Hatice’nin kendi kızları değil, kız kardeşinin eşi Ebû Hind’in çocuklarıydı.[32][33]
Tarih araştırmaları Hz. Hatice’nin yaşı ve önceki evlilikleri hakkındaki yaygın görüşleri reddediyor.
Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) Hz. Hatice (s.a.) ile evliliği ve onların hayatlarının çeşitli dönemleri, özellikle çocuklarıyla ilgili meseleler oldukça geniş bir araştırma alanıdır. Bu kısa yazıda konunun bütün ayrıntılarına girmek mümkün değildir.
Ancak bütün bu noktaların birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuç şudur:
Hz. Hatice’nin (s.a.) Hz. Peygamber (s.a.a.) ile evlendiğinde 40 yaşında olduğu veya Resûlullah’tan önce başka evlilikler yaptığı şeklindeki yaygın kabullerin, güçlü ve tartışmasız tarihî delilleri bulunmamaktadır. Bunlar, bazı ilmî olmayan sebeplerle yaygınlaşmış tarihî görüşlerdir ve ayrıntılı tarih araştırmaları karşısında yeterince sağlam değildir.
Son dönemlerin önemli araştırmacılarından Allâme Cafer Murtaza Âmilî, “es-Sahîhu min Sîreti’n-Nebiyyi’l-A‘zam” adlı değerli eserinde, Hz. Peygamber (s.a.a.) ile Hz. Hatice (s.a.) arasındaki yaş farkının oldukça az olduğunu ve Hz. Hatice’nin Resûlullah ile evlenmeden önce başka biriyle evlenmediğini ortaya koyan çok sayıda delil ve karine sunmaktadır.[34]
Bu delil ve araştırmalar, aralarında Şiî âlim ve mercilerden Ayetullah Mekârim Şîrâzî’nin de bulunduğu birçok âlim tarafından kabul edilmiştir.
Ayetullah Mekârim Şîrâzî de şu değerlendirmede bulunmaktadır:
“Bilgili araştırmacıların incelemelerine göre Hz. Hatice (s.a.), Peygamber ile evlendiğinde 25 veya 28 yaşındaydı ve bakireydi. 40 yaşında olduğu yönündeki rivayet güvenilir değildir. Ayrıca onun önceki eşleri olarak zikredilen iki kişi, aslında kız kardeşi Hâle’nin eşleriydi ve kendilerinden söz edilen çocuklar da Hâle’nin çocuklarıydı.”[35]
Dipnotlar
(1) Üsdü’l-Gâbe fî Ma‘rifeti’s-Sahâbe, İbnü’l-Esîr el-Cezerî, İzzeddin Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed, Dârü’l-Fikr, Beyrut, 1409 H., c. 6, s. 78.
(2) el-İstîâb fî Ma‘rifeti’l-Ashâb, İbn Abdülberr, Ebû Ömer Yusuf b. Abdullah, thk. Ali Muhammed el-Bicâvî, Dârü’l-Cîl, Beyrut, 1412 H., 1. baskı, c. 4, s. 17-18.
(3) el-Bidâye ve’n-Nihâye, İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ İsmail b. Ömer ed-Dımaşkî, Dârü’l-Fikr, Beyrut, 1407 H., c. 2, s. 293; Uyûnü’l-Eser fî Fünûni’l-Meğâzî ve’ş-Şemâil ve’s-Siyer, İbn Seyyidinnâs, Ebü’l-Feth Muhammed, thk. İbrahim Muhammed Ramazan, Dârü’l-Kalem, Beyrut, 1414 H., 1. baskı, c. 1, s. 63; Cümel min Ensâbi’l-Eşrâf, Belâzurî, Ahmed b. Yahya b. Câbir, thk. Zekkâr ve Ziriklî, Dârü’l-Fikr, Beyrut, 1417 H., 1. baskı, c. 1, s. 98.
(4) el-Bidâye ve’n-Nihâye, a.g.e., c. 2, s. 293; Uyûnü’l-Eser fî Fünûni’l-Meğâzî ve’ş-Şemâil ve’s-Siyer, a.g.e.
(5) el-Bidâye ve’n-Nihâye, a.g.e., 1407 H., c. 2, s. 61; Üsdü’l-Gâbe, a.g.e., c. 1, s. 26.
(6) el-İstîâb, a.g.e., c. 4, s. 1824.
(7) Cümel min Ensâbi’l-Eşrâf, a.g.e.; Târîhu’l-Ya‘kûbî, Ya‘kûbî, Ahmed b. İshak, Dâr Sâdır, Beyrut, tarihsiz, c. 2, s. 20.
(8) Cümel min Ensâbi’l-Eşrâf, a.g.e.
(9) A.g.e.
(10) Târîhu’l-Ya‘kûbî, a.g.e.
(11) İbn Abbas bu görüşü aktarmıştır. Bkz. Cümel min Ensâbi’l-Eşrâf, a.g.e.; Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ, Zehebî, Şemseddin Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Osman b. Kaymaz, thk. Şuayb el-Arnaût başkanlığındaki araştırmacılar heyeti, Müessesetü’r-Risâle, 1985, 3. baskı, c. 2, s. 111; Muhtasaru Târîhi Dımaşk, İbn Asâkir, Muhammed b. Mükerrem b. Ali, thk. Ruhiye en-Nahhâs, Abdülhamid Murad ve Muhammed Riyad el-Mâlih, Dârü’l-Fikr, Dımaşk, 1984, c. 2, s. 275.
(13) Delâilü’n-Nübüvve, Beyhakî, Ahmed b. Hüseyin b. Ali b. Musa, thk. Abdülmu‘tî Kal‘acî, Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye ve Dârü’r-Reyyân li’t-Türâs, 1988, 1. baskı, c. 2, s. 71.
(14) Örneğin bkz. Uyûnü’l-Eser fî Fünûni’l-Meğâzî ve’ş-Şemâil ve’s-Siyer, c. 1, s. 151; et-Tabakâtü’l-Kübrâ, a.g.e., c. 8, s. 14; el-İstîâb fî Ma‘rifeti’l-Ashâb, a.g.e., c. 4, s. 1817.
(15) A.g.e., s. 72.
(16) es-Sîretü’n-Nebeviyye, İbn Kesîr, İsmail b. Ömer, thk. Mustafa Abdülvâhid, Dârü’l-Ma‘rife, Beyrut, tarihsiz, c. 1, s. 265.
(17) Sîret-i Resûlullah, Kâdı Eberkuh, İshak b. Muhammed Hemedânî, thk. Asgar Mehdî, Neşr-i Hârizmî, Tahran, 1377 Ş., 3. baskı, c. 3, s. 246.
(18) Şezerâtü’z-Zeheb fî Ahbâri men Zeheb, İbn İmâd, Abdülhay b. Ahmed, thk. Şuayb el-Arnaût, Dâr İbn Kesîr, Beyrut, c. 1, s. 134.
(19) Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ, a.g.e.; Keşfü’l-Gumme fî Ma‘rifeti’l-Eimme, İrbilî, Ebü’l-Hasan Ali b. İsa b. Ebü’l-Feth, Dârü’l-Advâ, Beyrut, tarihsiz, c. 2, s. 135.
(20) A.g.e., s. 133.
(21) el-İstîâb, a.g.e., c. 4, s. 1825.
(22) el-İstîâb, a.g.e., c. 4, s. 1825.
(23) es-Sîretü’n-Nebeviyye, a.g.e., s. 263.
(24) el-Menâkıb, İbn Şehrâşûb, Muhammed b. Ali, Müessesetü İntişârât-ı Allâme, tarihsiz, c. 1, s. 159.
(25) Târîhu Medîneti Dımaşk, a.g.e., c. 3, s. 190; et-Tabakâtü’l-Kübrâ, a.g.e., c. 8, s. 1415.
(26) el-İstiğâse, Kûfî, Ebü’l-Kâsım Ali b. Ahmed, Neşr-i İhkâku’l-Hak, Pakistan, tarihsiz, s. 115.
(27) Uyûnü’l-Eser, a.g.e., c. 1, s. 164; Sübülü’l-Hüdâ ve’r-Reşâd fî Sîreti Hayri’l-İbâd, Sâlihî ed-Dımaşkî, Muhammed b. Yusuf, Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1414 H., c. 2, s. 166.
(28) Nihâyetü’l-Ereb fî Fünûni’l-Edeb, Nüveyrî, Şehâbeddin, Dârü’l-Kütübi ve’l-Vesâiki’l-Kavmiyye, Kahire, 1423 H., c. 18, s. 170.
(29) es-Sahîhu min Sîreti’n-Nebiyyi’l-A‘zam, Âmilî, Cafer Murtaza, Dârü’l-Hâdî – Dârü’s-Sîre, Beyrut, 1415 H., 4. baskı, c. 2, s. 121-122.
(30) el-Kâmil fi’t-Târîh, İbnü’l-Esîr, İzzeddin, Dâr Sâdır, Beyrut, 1965, c. 2, s. 134.
(31) el-İstiğâse, a.g.e., s. 112.
(32) el-Kâmil fi’t-Târîh, a.g.e., s. 114.
(33) A.g.e., s. 113.
(34) Bkz. es-Sahîhu min Sîreti’n-Nebiyyi’l-A‘zam, a.g.e., c. 2, s. 105-135; birinci bölüm, üçüncü fasıl: “Hz. Hatice, Peygamber’in (s.a.v.) evinde.”
(35) Ayetullah el-Uzmâ Mekârim Şîrâzî’nin, Hz. Hatice-i Kübrâ’nın (s.a.) hayatına adanan “Faziletli Hanım, Risalet’in Destekçisi Hz. Hatice” başlıklı dördüncü konferansa mesajı, 15/3/1396; ayrıca “Hz. Hatice-i Kübrâ’nın Hayatının Yüce Makamlarının Perspektifinden Yeniden İncelenmesi” başlıklı yazı.
yorumunuz